Günümüzde Müslümanların Memleketleri Daru-l Harp Olarak İsimlendirilebilir mi?
Soru: Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu
Böyle bir fırsatı bizlere sunduğunuzu için Allah bu site yöneticilerinden razı olsun. Amellerini bereketlendirsin ve en hayırlı mükâfatlarla rızıklandırsın. Soruma gelince;
Tevhid ehli birçok kardeşimizin günümüzde Müslümanların memleketlerini kafir beldeler dolayısıyla da darul küfür olarak isimlendirdiklerine şahit olmaktayız. Böyle bir isimlendirme caiz midir?
Soru Sahibi: İslam
Cevap: Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu
Allah seni ve bizleri doğruya eriştirsin ve amellerimizi bereketli kılsın…
Bilinmelidir ki bir yerin daru-l İslam ya da daru-l harp olarak isimlendirmesinin sebepleri İslam fıkhının bilinen bir konusudur. Bir yerin daru-l İslam ya da darul harp olarak isimlendirilmesi o yerde hakim olan yöneticilerin tatbik ettikleri hükümlere bağlıdır.
İmam Malik Mekke fethedilmeden önce Mekke için şöyle demiştir:
“O gün orası daru-l harp idi. Zira orada cahiliye hükümleri uygulanıyordu.” (1)
İmam Kesanî (rh) şöyle der: “Muhakkak ki her yer İslam’a ya da küfre nispet edilir. Bir yerde İslam hükümleri uygulanıyorsa o yer İslam’a nispet edilir. Bu na karşılık küfür hükümlerinin uygulandığı yerler ise küfre nispet edilir. Nitekim içinde rahatlığın ve selametin bulunmasından dolayı cennet için daru-s selam, içinde helak ve yok azabın bulunmasından dolayı da cehennem için daru-l bevvar denir. İşte bu şekilde bir yerin İslam’a ve küfre nispet edilmesi o yerde İslam ve küfür hükümlerinin uygulanmasına bağlıdır.” (2)
İmam Serahsi (rh) şöyle der: “Bir yer kuvvet ve üstünlüğü elinde bulunduranlara göre ya bize (Müslümanlara) ya da onlara (kafirlere) nispet edilir.” (3)
Yine aynı şekilde İmam Serahsi (rh) “Siyer-i Kebir” isimli eserin şerhinde şöyle der:
“Bir yer İslam hükümlerinin tatbik edilmesi ile Müslümanların yurdu (daru-l İslam) olur.”
Kadı Ebu Yala el-Hanbelî (rh) şöyle der: “İslam hükümlerinin değil de küfür hükümlerinin uygulandığı her yer daru-l küfürdür.” (4)
Şeyh Mansur el-Buhutî (rh) şöyle der: “Daru-l harp küfür hükümlerinin üstün geldiği yerdir. Şayet Müslüman böyle bir yerde dininin gereklerini yerine getiremiyorsa oradan hicret etmesi vaciptir.” (5)
Allame İbn-i Kayyim el-Cevziyye (rh) şöyle der: “Cumhur’a göre Müslümanların meskun olduğu ve içinde İslam hükümlerinin uygulandığı yer daru-l İslam’dır. Müslümanların meskun olduğu yerlere yakın dahi olsa İslam hükümleri uygulanmadığı bir yer daru-l İslam olmaz. Nitekim Taif Mekke’ye oldukça yakın olmasına rağmen Mekke’nin fethi ile daru-l İslam olmamıştır.”(6)
Fakihlerin çoğu bir yerin darul İslam ya da darul harp olarak isimlendirilmesi ile orada yaşayanların çoğunluğunun dininin bir ilgisinin olmadığını söylemişlerdir. Küfür ahkamının uygulandığı yer velev ki orada yaşayanların çoğunluğu Müslüman dahi olsa darul küfürdür. Aynı şekilde İslam ahkamının uygulandığı yerler de velev ki orada yaşayanların çoğunluğu kafir bile olsa darul İslam’dır. Bu söylediğimizin delili ise Hayber’in durumudur. Hayber Müslümanlar tarafından fethedildikten sonra orada yaşayanların hepsi olmasa da çoğunluğu Yahudi idi. Ancak buna rağmen Hayber’de İslam ahkamı ile hükmedilmiştir.
İbn-i Hazm şöyle der:
“Rasulullah (s)’in –Ben müşriklerin arasında yaşayan her Müslümandan beriyim- hadisi söylediklerimizi teyid etmektedir. Rasulullah’ın bu hadiste –Müşriklerin arasında- sözü ile kastettiği darul harpte yaşayanlardır. Yoksa Rasulullah (s) işçilerini orada yaşayanların tamamı Yahudi olduğu halde Hayber’e gönderir miydi?
Bir müslümanın zimmet ehlinin bulunduğu bir belde de yaşaması, onlarla ticaret yapması onu ne kafir yapar ne de kötü bir kimse kılar. Bilakis o kimse Müslümandır. Ehli zimmenin yaşadığı yerlerde darul küfür değil darul İslam’dır. Çünkü bir yerin isimlendirilmesi o yere sahip olan, oraya hükmeden, orada hakim olana göredir.” (7)
Yukarıdaki izahlardan anlaşıldığı üzere sormuş olduğun soru da “Müslümanların yaşadığı yerlerin darul küfür olarak isimlendirilmesi” bir hata değildir. Bilakis günümüz de böyle bir isimlendirme doğrudur. Bir beldenin isimlendirilmesi noktasında en sahih görüş de budur. Bundan dolayı günümüzde beşeri kanunların hakim olduğu bütün beldeler darul küfür hükmündedir. Ancak bu o belde de yaşayanların tekfir edilmesini gerektirmez. Darul küfürde yaşayanların bundan dolayı tekfir edilmesi görüşü Haricilerin görüşüdür.
Ebu-l Hasan el-Eşari der ki:
“Ezarika (8) küfür beldesinde yaşayan herkesin kafir olduğunu bu nedenle bir Müslümanın oradan çıkması gerektiğini söylemişlerdir.” (9)
Tevhid ve Cihad Minberi
Fetva Kurulu Üyesi
Ebu Humam Bekr bin Abdulaziz el-Eseri
DİPNOTLAR:
1. Müdevvene 2/22
2. Bedaiu-s Senai fi Tertübi-ş Şerai
3. Mebsut 10/114
4. El-Mutemed fi Usulu-d Din sy: 276.
5. Keşşafu-l Kîna, 3/43.
6. Ahkamu Ehli-z Zimme 1/366.
7. El-Muhalla 11/200
8. Haricileri bir kolu
9. Makalatu-l İslamiyyin 1/88


Twitter
Digg
Del.icio.us
Googlize this
Facebook



















Küfür, hakaret içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır. Yorumlarınızı lütfen 'KÜÇÜK HARF 'lerle yazınız. Editörü zor durumda bırakacak yorumlardan kaçınmanızı özellikle rica ederiz.