Azgınlık, kişinin kendi konumunu, yaratılışını ve yaratılış gayesini bilmeden kendisini her şeyi yapmaya muktedir görmesi, kendisine Rabb’i tarafından gönderilen hükümleri tanımamasıdır. İnsan bir kere azgınlaşmaya görsün, azgınlaştıktan sonra sınır tanımaz ve bir noktadan sonda artık ondan sonra kendisini ilah görmeye başlar.
İslâm dini, kendisine iman edenlerin dünya hayatında neler yapacaklarını, nelerden kaçınacaklarını, neler söyleyip neleri söylemeyeceklerini, en ince teferruatına kadar, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklamıştır. Kur’an’ı kerimde bildirilen esasların bir kısmı belli bazı kavramlarla ifade edilirler. Örneğin, Tevhid, iman, şefaat, zikir, şehitlik, şirk, nifak, fısk ve küfür kavramlarının ne oldukları, neyi ifade ettikleri, hangi durumda ve kimleri sıfatlandırmak için kullanılacakları çok açık bir şekilde açıklanmıştır.
“EY iman edenler, kendinizi ve çoluk çocuğunuzu(ailenizi), yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun. O ateşin başında çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Et Tahrim Suresi:6)
Bugün yaşanan insan kaynaklı olayların ya da doğa kaynaklı felaketlerin hiçbiri sebepsiz değildir. İnsanlar, vuku bulan olay ve felaketlerin nedenleri üzerinde düşünmeden konuyu yüzeysel olarak değerlendirmektedirler. Bu nedenle hem olay ve felaketler ardı ardına devam etmekte hem de sorunun çözümüne yönelik bir şey yapılmamaktadır.
Bazı gün ve geceler Allah katında daha değerlidir. Bu günlerde yapılan ibadetlerin sevabı da daha fazladır. Peygamberimizin birçok hadisine konu olan Zilhicce Ayı'da bunlardan biri...
Hamd; Mü’minlere mübarek Ramazan ayını lutfedip ümmeti bu ayla şereflendiren Allah (cc.)’a aittir.
Salat ve Selam; Bu ayın gündüzlerinde, saim gecelerinde kaim hayır amellerinde esen rüzgar misali canlı olan Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) bu ayın ehli olan etbaının üzerine olsun.
Bütün usul kitapları, hâkimiyet noktasında hüküm verme yetkisinin sadece Allah'a ait olduğunu belirterek başlarlar. Peygamber efendimiz (sav) ise kendisine Allah'ın indirdiği vahiy ile hüküm verirdi. Bu vahyin metluv olması veya gayrı metluv olması arasında fark yoktur. (Metluv vahiy Kur'an-ı kerimdir. Gayri metluv vahiy ise peygamberimizin hadisleridir)
"Hicap" kelime olarak, perde, kapı, aynı zamanda örtmek, gizlemek ve ulaşmayı engellemek manalarında kullanılmıştır. Bununla zahiri bir örtüden çok kadının bedeninin örtünmesi ve yabancı erkeklerin bakışlarından uzaklaşması kastedilmiştir.
De ki: Ey kâfirler. Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapmazsınız. Ben sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Sizler de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana. (Kafirun–1–6)
Hicrî ondördüncüyüzyıl ve Miladî yîrminciyüzyıl İslam Milleti'nin karakışı idi... Hicrî onbeşinçi yüzyılın ilk çeyreği ve miladî yirmibirinci yüzyılın başları, İslam milleti'nin zemherî zamanıdır... Her tarafta fırtına, her yandan boran... Kimsenin kimseyi tanıyamayacağı ve güvenemeyeceği korkunç bir karanlık... Kurtarıcı gîbi gelen seslere doğru gidenler, yeni bir felaketle karşı karşıya kalıyor, ayakları kayıyor, yüz üstü düşüyor, yada kendisini bir derin çukurun dibinde buluyor...
Biz bu kitapta Allah’ın izni ile ortaya atılan bütün bu şüphelere cevap verdik. Demokrasinin Allah’ın dininden başka bir din ve Tevhid Milletinden başka bir millet olduğunu, demokrasi ile amel eden parlamentolarında ancak ve ancak şirkin köşkleri ve putperestliğin sığınakları olduğunu açıkladık.
“Ey iman edenler, sizi acı bir azabdan kurtaracak bir ticareti haber vereyim mi?
Allah’a ve O’nun Rasulü’ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz.”1
Yüce Allah (cc), her konuda olduğu gibi rasullere ve son Rasul Hz. Muhammed (as)’a nasıl iman edileceğini çok açık bir şekilde Kur'an’da açıklayarak kullarına bildirmiştir. İman eden kimseler, Kur'an’ın belirttiği ölçüler içerisinde, peygamberlere iman etmekle mükelleftirler.
“Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalbleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalbler körelir.”1
Muhakkak ki bütün Hamdler Allah içindir. Bundan dolayı Ona hamd eder, Ondan yardım ister ve mağfiret taleb ederiz. Nefislerimizin ve kötü amellerimizin şerrinden de Ona sığınırız.
Bu dava İslam ve insanlık tarihi boyunca Örnek olan bir nesli sahabiler Allah onlardan razı olsun neslini ortaya çıkarmıştı. Fakat böyle bir örnek nesil bir daha ortaya çıkmadı. Bu nesli örnek edinen fertler görülegelmiştir, Ama davanın ilk döneminde olduğu kadar çok sayıda örnek insanın bir araya geldiği görülmemiştir.
Bazı kimseler tekfir hükmünü vermede, failin küfrü kastetmiş olmasını şart koşarlar. Bir kişi küfre götürücü bir söz söylediğinde veya bir fiil işlediğinde, bununla küfrü kastetmemişse tekfir edilmeyeceğini söylerler.
El Kaide liderlerinden Eymen ez-Zevahiri, Müslüman sivillere, pazar yerlerine ve mescitlere yönelik saldırıları kınayan uzun bir açıklama yaptı. Bu açıklama çok tartışılacak!
“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır.” (Ahzab, 33/23)
İngiltere'den yönetilen Küresel Yenilik ve Rehberlik Merkezi ile Conapus Danışmanlık Şirketi tarafından, "Barış Diyarı Mardin" adıyla bir konferans Artuklu Üniversitesi'nin ev sahipliğinde 27-28 Mart 2010 tarihinde düzenlenmişti. Bir takım kendini İslama nispet eden sözde alimler (zındıklar, belamlar, amerika ve yahudi uşakları) bu fetvayı kaldırmak üzere toplanmışlardı. Enver el Evlaki'nin Inspire Dergisinde yayınlanan ve bu toplantıya cevap niteliğindeki bu makalesini yayınlıyoruz..
Terör (Korkutma) İslam’dandır ve Bunu İnkar Eden Kafirdir
Bütün övgüler alemlerin Rabb’i olan Allah’a özgüdür. Salat ve selam âlemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed (s)’in, O’nun ailesinin, ashabının ve kıyamete kadar O’na tabi olacakların üzerine olsun.
Ey kardeşim! Ne oluyor sana? “Okula başladım ve okula dönmek istiyorum.” diyorsun! Sana ne oluyor? “Üniversiteye başladım ve üniversiteye dönmek istiyorum.” diyorsun? Sana ne oluyor? “Tatilim bitti, işime dönmek istiyorum.” diyorsun? İşin nedir? Bir şirkette kâtip! Senin işin nedir? Bir binanın bekçisi! Ya senin işin nedir? Milli Eğitimde Rehber hocalığı. Peki senin işin nedir? Okulda öğretmen! Subhanallah!
Allahın kanunlarını şahısların kendi gönüllerince yorumlanabildiği; İslama İslam adıyla hançer vurulduğu en içler acısı sahneler yaşanmaktadır ülkemizde!
Allah inancı nasıl itikadî ilkelerin merkezinde yer alıyorsa, namaz da amelî sorumlulukların merkezindedir. Dolayısıyla terk edilecek ve ihmale gelecek bir sorumluluk değildir. Hatta bazı müçtehitler, namazın terkinin küfür olduğunu ifade eden hadislere binaen burada kastedilenin amelî küfür olduğunu dolayısıyla namazın terkinin de ameli küfür olduğunu söylemişlerdir.
Yüce Allah, insanların, haram kıldığı şeyleri yapmalarını istemez. Bu mânâda Allah’ın kıskançlığı, mü’minler için bir maslahattır. Çünkü insanlar haramı irtikâb ederlerse, ceza görürler. Hâlbuki Allah, kullarının cezaya müstehak olmalarını istemez.
Afganistan İslam Emirliğinden yapılan açıklamaya göre kafirlere karşı... Devamını oku...
Hicri Takvim ve Günün Ayeti
29 Cemaziye'l-Ahir 1433
KEHF SÛRESİAyet - 51.
Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yayınlanan her yazı kendi yazarının sorumluluğundadır ve bizim akidemizi yansıtmaz.. | Powered by Takva Haber