İnsan hayatını kolaylaştırmak için gerekli ve gereksiz olarak icat edilen teknolojik ürünlerin piyasaya sürülmesi, baş döndüren bir hıza ulaşmış ve bu ürünlerin hızı arttıkça da yeni buluşları tetiklemeye devam ettiği görülmektedir.
ABD ve Batı tarafından İslam dünyasına laiklik, demokrasi ve İslam'ı bir araya getiren en güzel model ülke olarak sunulan Türkiye'de laiklikten rahatsız olmayan ya da bunu dile getirmeyen ve yönetimin isteklerine göre fetvalar yayınlayan din adamı sayısının giderek arttığı görülüyor. Son olarak milliyetçi-muhafazakar olarak tanımlanan Prof Dr. Hayrettin Karaman'ın etnik ayrımcılığın yaşandığı ülkede verdiği Türk dominant rejim yanlısı fetva büyük tartışmalara yol açıyor. Açıklamayı ve tepkileri ilginize sunuyoruz.
Bugün Suriye’de yaşanan olaylar 2005 yılında hicret ettiğimiz bu ülkede adeta ileride olacakların sinyalini veriyordu. Necip Fazıl’ın “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya” dizesinde manasını bulduğu gibi bizde öz vatanımızda gariptik.
Şehadetinin birinci yıldönümünü geride bıtaktığımız, kafirlerin, zındıkların, mürtedler ve münafıkların kalbine korku salan, İslam sancağını dalgalandırmak, cihada öncülük etmek, Müimlerin, müslümanların, muvvahid ve mücahitlerin kalbine su serpmek, kirlenen namuslarını temizlemek, onların izzetini ve şerefini kurtarmak için canı ve malıyla cihad eden, ve sonunda istediği şehadet mertebesine Allah'ın izni ile ulaşan, kahraman, cesur, mücahit Şehit Şeyh Usame Bin Laden'in anısına... Onu rahmet ve minnetle yad ediyoruz... Şehadetin Mubarek Olsun...
‘’Mü'minler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Ve Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki, böylece siz rahmet olunursunuz. ‘’ (hucurat-10) ‘’Mü’minler birbirini sevmede, birbirine acıma ve şefkat gösterme husûsunda bir vücûd gibidir Vücûdun bir uzvu rahatsızlanırsa, diğer uzuvlar da uykusuzluk ve ateş ile onun acısına ortak olurlar ‘’ (Buhârî, Müslim)
Yürürlükteki şirk sisteminin ömrünün uzatılması için ortaya atılan ‘mele’ takımı oluşturma operasyonu halkın seçtiği ya da seçeceği değil de sistem tarafından seçilecek kişiler olacaktır. Bu kişiler mevcut şirk sistemini reddederlerse zaten kendilerine bu görev verilmeyecektir. Çünkü Müslüman şahsiyetler mevcut şirk sisteminin tağut olduğunun farkındadır ve tağutu reddetmekle emrolunduklarına iman ederler. (Bkz. Nisa-60)
İnsan olmanın yegâne iksiri, muttakiler için dosdoğru yolu gösteren, (Bakara 2) göğüslerde olana şifa ve bir rahmet kaynağı olan (Yunus 57) kitabımızda; kâfir yöneticiler içinde en çok zikredilenlerden birisi de Firavundur.
Gazetelerde okudum: “Dindar” olarak tanınan müteahhitlerin beş yıldızlı ve dahi yaldızlı “residence”ları (rezidans diye okunurmuş) bir buçuk milyoncuk (eski para ile birbuçuk trilyon) fiyatla kapanın elinde kalıyormuş...
Tevhid şirk tarihinin hemen her döneminde, kimi küçük çıkarları için yüce Allah’ın gönderdiği ilahi mesajı, kendi hevalarına göre değiştiren, Hakkı batıla bulayıp gerçekleri gizleyerek çarpıtan kimseler ortaya çıkmıştır. Kur’an, tarihi süreçte Tevhidi esasları kendi hevaları ya da küçük çıkarları için bozan kişilerin kimilerini isim olarak, kimilerini de kavim olarak zikreder ve bunların akıbetlerinin nasıl olduğunu bildirir.
Davet etmeli. Peki neye? Kim için? Nerden başlayarak ? Kimleri? Hangi üslupla? Anlatmalı elbet, ama hangisini? Hangisi öncelikli? Nasıl karar vermeli? Neye göre karar vermeli? Ve daha onlarca soru işareti dolduruyor kafaları.
Globalleşen dünyanın globalleşen insanlarına... değer yargılarını kaybetmiş ve referans noktaları değişkenleşmiş kitlelere... bu durum karşısında nebevi bir ahlak üzere hareket etmenin isteği ve heyecanıyla bir şeyler yapmaya çalışan kardeşlerime.. bilmeden ve istemeden global katillerin yardımcıları olanlara... zulümlere karşı gözlerini kapatanlara... bahaneler üretip kendilerini helaka götürenlere.. dili uzun, kitap yüklü merkeplere.. dilsiz şeytanlara...ve dava adamlarına... ve davetçilere.. kısacası istisnasız tüm insanlığa...
CHP'nin Milli Şefi İsmet İnönü döneminde “dinsiz nesil” yetiştirilmek istendiği ortaya çıktı. 1943 yılında dönemin Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Akseki'nin yazdığı Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hayatını anlatan kitabının “Gençliği dindarlığa yönelteceği” gerekçesiyle basılmadığı ortaya çıktı.
Hicret; tası tarağı alıp yollara düşmek olarak bilinse de, asıl manasıyla maddi ve manevi olarak iki kısma ayrılır. Bedenen yapılan bir ibadetin yanı sıra hicret; imanın, Allah’a ve Rasûlüne teslim oluşun, Allah yolunda dünyalıklardan ve can saydıklarından vazgeçerek fedakarlık yapışın, yalnızca Allah rızasını seçmenin bir göstergesidir. Küfre ve onların azgın temsilcileri tağutların hükmüne boyun eğmemenin, iman uğruna her zorluğu göze almanın adıdır. Yani hicret bedenen yapılan bir ayrılmanın yanı sıra, dil ve kalp ile de gerçekleştirilebilen bir ayrılma şeklidir.
Kadın erkek ilişkileri üzerine yazıları geniş yankı bulan Sema Maraşlı, dizilerin evlilik ile kadınlar üzerindeki etkisine değindi ve Hz. Peygemberin bir lanetini hatırlattı...
“Menemen kalkışması ve laiklik şehidi Kubilay” söylemi 81 yıldır devlet tarafından gündemde tutulan bir andıçtır. Psikolojik harekâtın en önemli argümanlarından, siyaseti ve toplumu ipotek altında tutmanın en işlevsel araçlarından biridir. Atatürk ve İnönü’den devralınan bu psikolojik harekât geleneği Kemalist-ulusalcı bütün kurum ve aktörler tarafından halen sürdürülmektedir.
Hürriyet gazetesi yazarı Yılmaz Özdil bugünkü yazısında, yapmış olduğu haksızlıklardan ötürü Fransa'ya sert göndermelerde bulunarak Türkiye'ye de çeşitli eleştiriler yöneltti.
Bismillah, el-hamdu lillah ve’s-salatu ve’s-selamu ala Rasulillah
Ey iman edenler; kendinizi ve çoluk çocuğunuzu, yakacağı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun üzerinde iri gövdeli, haşin tabiatlı melekler vardır. Ki onlar; Allah'ın kendilerine emrettiğine katiyyen isyan etmezler. Ve emrolunduklarını yaparlar. (Tahrim/6)
Bu yazı Rahman Rahim olan Allah’ın adı ile, sokak ortasında şehid edilen Çeçenli mücahid kardeşlerimin eşlerine, direnen tüm şehid, mücahid hanımlarına, dava kadınlarına ithaf olunur.
1938’den günümüze 10 Kasım tarihleri bütün bir Türkiye için yas tut(turul)mak üzere ipoteklenmiş. Bu yas öyle sıradan bir yas değil, resmen ve elbette ki cebren ‘Kamusal Yas’ olma vasfıyla mücehhez.
'Ben Türkiye'de etnik kökenleri tartışmanın anlamsızlığına inanan biriyim.' diyen Mustafa Armağan hem Kürt, hem Arap, hem de Türk olan Selahaddin Eyyubi'yi yazdı.
Bazı fikir sahipleri, İslam ülkelerindeki kanaat önderlerini yabancıların kuklası gibi görürler. Kendi oğullarına, kızlarına, eşlerine sözlerini dinletemezler ama, Müslümanları yabancıların kuklası gibi görmek ve göstermek için ne kadar da isteklidirler!
ABD ve Avrupa ülkeleri Kaddafi'nin ardından timsah gözyaşları döküyor. Fransa "Aman ha sağ kurtulmasın" diye çaba sarf ederken, Beyaz Saray'da da, Kaddafi'nin öldürülmesinden 24 saat önce "Ölü mü diri mi yakalansın" konulu bir toplantı yapıldığı ortaya çıktı.
Cumhuriyet’in en yılmaz savunucuları hukukdışı işleri nedeniyle yargılanıyor. Silivri Anıtkabir’den sonra Kemalizm’in ikinci hac merkezi haline geliyor.
Ali Bulaç: Yazı yazdığı namaz vaktine kadar 101.425 kere 'ezanla ibadete davet edildiğini, lafzın gelişinden -sanki- ezanla bezdirildiğini ima ediyor. Dahası konuyla ilgili olmadığı halde bu dramatik tacize dokuz yıldır iktidarda olan 'İslamcı bir parti'nin yönettiği bir ülkede maruz kalıyormuş. Bu duygu ve düşüncede olan biri Kur'an ve İslamiyet konularında nesnel, adil ve güvenilir olabilir mi?
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yayınlanan her yazı kendi yazarının sorumluluğundadır ve bizim akidemizi yansıtmaz.. | Powered by Takva Haber