20 Mayis 2012 Pazar - 06:07:45
SON DAKİKA
  • Kayıt ol
    *
    *
    *
    *
    *
    (*) Isaretli alanlarin doldurulmasi zorunludur
  • Reklam
    'Atatürk' vurun' dedi Dersim'i vurduk!'
    Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
    ZayıfEn iyi 
    Ropörtajlar
    Pazartesi, 28 Kasım 2011 23:37

    Türkiye Dersim katliamını tartışıyor. Hemen hergün yeni bir belge ortaya çıkıyor. Atatürk Dersim'den habersizdi diyenleri ise Celal Bayar'ın 25 yıllık avukatı Cindoruk yalanladı.


    Ezgi Başaran'ın röportajı


    "Dersim Cumhuriyet'in zorbalığıdır" diyen Cindoruk, "Hükümetler gelip geçicidir. Hukuken mühim olan Meclis'in kolektif özrü" görüşünde.

    NİYE


    Hüsamettin Cindoruk uzun yıllar Celal Bayar’ın avukatlığını yapmıştı. Dersim katliamı sırasında başbakan olan Bayar’la Cindoruk’un bu konu hakkında neler konuştuğunu, Bayar’ın Dersim’le ilgili fikrini öğrenmek için kapısını çaldım. Elbette sohbetimiz Dersim’le sınırlı kalmadı. Açılacak olan 28 Şubat soruşturmasıyla ilgili fikirlerini ve geçen hafta ziyaret ettiği Silivri Mahkemesi’nde gördüklerini de anlattı.

    1936’da Celal Bayar’ın Dersim’le ilgili hazırladığı rapor en az İnönü’nünkü kadar sert. Bayar, Dersim katliamıyla ilgili ne düşünüyordu?

    Ben Bayar’ın son 25 yılında avukatlığı yaptığımdan bu konuda da konuşmuştuk. Rahmetli Bayar’ın Dersim’le ilgili bana söylediği şudur: “Cumhuriyet Milli Misak sınırları içerisinde tamamen egemen olmuştu. Hakkâri dahil, Trakya dahil bütün ülkede Cumhuriyet egemendi, bir tek Tunceli dışında. Tunceli’deki mütegallibe Tunceli’yi Cumhuriyet’in dışında tutuyordu. Polis, jandarma oraya giremiyor, vergi alamıyordu. Coğrafyası böyle bir direnmeye çok müsaitti. Bunu aşmak için çok uyarı yaptık, kanunlar çıkardık ama olmadı. Atatürk sonunda bize vurun dedi, vurduk. Tenkir ve tedip ederek Cumhuriyet topraklarına Tunceli’yi kattık.” Aynen böyle anlatmıştı.

    Atatürk’ün bilgisi yoktu diye bir kesim hâlâ diretiyor?


    Atatürk’ün bilgisi yoktu, o sırada hastaydı diyenler doğru söylemiyor. Başka bir karine daha Sabiha Gökçen’dir. Kendisi askeri pilot da değildi. Sizce Atatürk’ün manevi kızı olarak onun bilgisi dışında böyle bir harekâta katılması mümkün mü? O nedenle işi İnönü’ye veya Bayar’a yıkmak son derece yanlış. Atatürk’ün ölmeden evvel Tunceli’yi Cumhuriyet topraklarına katma iradesi var işin içinde.

    Ne İnönü ne Celal Bayar bu acımasız yönteme karşı çıkmış ama değil mi?


    O zaman karşı çıkmak yok. İhsan Sabri Çağlayangil, ki Bayar’ın yakınıydı, devlet bürokrasisi olarak talimat aldıklarını açıkça anılarında söylemişti. Dersim’e yapılanlar baştan aşağı haksızlıktır. Ve Seyit Rıza’nın dediği gibi zulümdür. Cumhuriyet’in zorbalığıdır. Evet, belki CHP egemen partiydi ama o sırada sadece İnönü ve Bayar mı var? Menderes, Köprülü milletvekili. Demokrat Partili bir sürü vekil var. Eğer orada bir siyasi mesuliyet varsa, herkesindir. Sadece CHP’nin değil, Demokrat Parti’nin de.

    Bayar, Dersim’le ilgili bir özeleştiri yapmış mıydı size?


    Yapmaz. Onlar nasıl insanlardı biliyor musun… Milli mücadeleci adamlar! Zor bir kavga içindeler. Ölüm fermanıyla geziyorlar ve bir koca Osmanlı’yla hesaplaşarak devlet ortaya çıkarıyorlar. İşte o devlete karşı aşırı sahiplik duygusu gelişiyor onlarda. Devletin mülkiyeti bizde gibi hissediyorlar. O zamanlar kolay erişilebilen insan hakları sözleşmeleri de yok, bir tek kuralları esnek olan Milletler Cemiyeti var. Ne Atatürk’ün ne de diğerlerinin o dönemde öncelikleri hak ve hukuk değil. Bir devlet kurmanın kirli yanları varsa, onlar bunu kir diye görmüyordu.

    Başbakan’ın dilediği özrün anlamlı bir hale gelmesi için ne yapılmalı?

    Başbakan’ın, iktidar olduğu süre boyunca Dersim konusunu ancak bir Dersimli Zaza Kürdü olan Kılıçdaroğlu CHP’ye genel başkan seçildikten sonra açması siyasi hesaplara dayanıyor. Acı bir dramı kullanıyor. Lafla özür dilemek de bir şey getirmez tabii. Cumhuriyet tarihinde sorgulanması gereken bir hadisedir Dersim. Metot şu: Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulur. Bu komisyon Cumhuriyet’i azarlamadan yaptığı yanlışları ortaya çıkarıp, telafisi için teklifler yapar. Genelkurmay arşivleri açılır. Kimin ne zararı varsa karşılanır. Kimin mezarı kayıpsa o mezar bulunur. Meclis kararıyla bir devlet özür diler. Hükümetler gelip geçicidir, hukuken mühim olan Meclis’in kolektif özrü. Anayasa böyle bir özrü mümkün kılıyor. Yalnız tabii bu Dersim özrünün devamı olacak.

    Ne gibi?


    Dersim için özür dileyince Ermeni diyasporası sormayacak mı? Onun da özrünü dilediği vakit, ABD’deki sigorta şirketleri altından kalkılamayacak meblağlar talep edecek. Daha da acısı olacak. Terörle mücadelede yaptığınız işlerden dolayı da hesap verilmesi gerekecek. O zaman Abdullah Öcalan’dan da mı özür dileyecek? Dileyecek o zaman. Devlet idare etmek kolay iş değildir, tüm bunları hesaba katacaksın.

    Bir de İstiklal Mahkemeleri meselesi var. Sizin bu konuda bir çalışmanız olmuştu değil mi?

    Tabii. Meclis Başkanı olduğum dönem (1992) Refah Partisi milletvekili olan Hasan Mezarcı bir gün geldi ve İstiklal Mahkemesi arşivini açmamı istedi. Bu arşivin Meclis’te olduğunu bile bilmiyordum o sırada. Mezarcı, “İskilipli Atıf Hoca’nın uğradığı zulmü yazacağız” dedi. Ben de ‘hay hay’ dedim. Arşive indim, tasnif ettirdim. 1200 kadar dosya vardı, 1100’ü asker kaçağı davası, 100 kadarı siyasi davaydı. 100 siyasi davanın incelenmesini istedim. Anlaşıldı ki, Istiklal Mahkemeleri’nin kuruluş amacı asker kaçaklarını önleyip, muntazam orduyu korumak. Ve adil olma iddiası filan da yok.

     

     Seçimleri AKP kazandı ama ideolojisi kaybetti. Yola çıkarken ne diyorlardı, şimdi ne diyorlar. 1991-95 arasında Abdullah Gül’ün ve Salih Kapusuz’un Meclis’te yaptığı konuşmalara bakarsanız, ne demek istediğimi görürsünüz. O iddiayla aldıkları oy yüzde 10-11’di. Başlangıç noktalarından başka bir yerdeler şu anda. En büyük ‘beyaz Türk’ bugün Tayyip Erdoğan’dır çünkü Cumhuriyet onu yoğurdu

     

     Haberal’ı milletvekili yapması için CHP’ye siz ve Demirel gittiniz değil mi?

    Benim elimden öyle bir şey gelmez. Kendimi niye milletvekili yapmadım madem öyle. Benim haberim bile yok, inan bana. Ne CHP’ye karışırım ne de CHP karıştırtır. Haberal çok sevdiğim bir dostum, o ayrı mevzu. Bu yaştan sonra benim hiçbir siyasi beklentim yok. Doğruları söylemekten başka da derdim yok.

    En büyük ‘beyaz Türk’ Erdoğan

     

     Seçimleri AKP kazandı ama ideolojisi kaybetti. Yola çıkarken ne diyorlardı, şimdi ne diyorlar. 1991-95 arasında Abdullah Gül’ün ve Salih Kapusuz’un Meclis’te yaptığı konuşmalara bakarsanız, ne demek istediğimi görürsünüz. O iddiayla aldıkları oy yüzde 10-11’di. Başlangıç noktalarından başka bir yerdeler şu anda. En büyük ‘beyaz Türk’ bugün Tayyip Erdoğan’dır çünkü Cumhuriyet onu yoğurdu.

     

     28 Şubat’la ilgili Demirel’e sorun derim

    28 Şubat’a soruşturma açılmasına ne diyorsunuz?
    Iyi bir şey. Açılmayan kalmasın, o da açılsın.

    Sizin tanıklığınıza başvurulsa ne dersiniz?
    Süleyman Demirel’e sorun derim.

    Ne demek o?
    Demirel diyor ki, darbe nizamiyeden döndü. O engellemiş cumhurbaşkanı olarak.

    Nasıl engellemiş?
    Muhtıralarını uygulamalarına imkân sağlayarak. Milli Güvenlik Kurulu’na getirilen 18 maddelik bildiriyi hem Erbakan hem de Çiller imzaladı biliyorsun. Kendi aralarında ihtilafa düştükleri için de 4.5 ay sonra istifa ettiler. Orada çok komik bir hadise vardır: Nöbetleşe başbakanlık diye bir şey icat etmişlerdi. Bir de nöbet cetveli hazırlamışlar. Olur mu öyle şey… Sonuçta 28 Şubat’ın bir tek sonucu oldu: 8 yıllık zorunlu eğitim. Geri kalan maddelerin hiçbiri uygulanmamıştır.
    Mağduru yok

    28 Şubat hiçbir mağduriyet yaratmadı gibi konuşuyorsunuz...

    Yaratmadı. Kim mağdur oldu?


    Belirli bir sürece yayıldığı için çok kişi…

    Mesela andıçlanan gazeteciler...

    O andıçlar yüzünden yapılmadı ki 28 Şubat. Postmodern darbe yaptı adamlar. Ama burada yargılanacak bir şey yok.

    Nasıl yok?
    Hukuk maddi unsurlara dayanır da ondan yok. Bak, o askerler MGK üyesi mi? Evet. Oraya bir bildirge getiriyorlar, hükümet de onu imzalıyor. Bunun neresinde suç var?

    Kabul etmeye, imzalamaya zorlanmadılar mı?
    Ben olaya tamamen bir hukukçu olarak bakıyorum. Hükümet o bildirgeyi kabul etmiyorum, istifa ediyorum deseydi ve asker bunun üstüne yönetime el koysaydı o zaman bir suç ortaya çıkmış olacaktı. Şimdi darbe teşebbüsü de laf olarak var, bunun karşılığı maddi delil mevcut değil. Örneğin Ismail Hakkı Karadayı’nın ifadesini alacaklarmış. Ne diyecek adam? Biz bir bildiri hazırladık, sivil hükümet de kabul etti diyecek. Teşebbüs fiili hukukta net olarak açıklanmıştır. Teşebbüs edenler beklenmedik bir engelle karşılaşıp fiili tamamlayamayanlardır. 28 Şubat’ta ne gibi bir engelle karşılaşılmış da asker darbe yapamamış…

    E, Demirel engellemiş diyorsunuz?
    Demirel’in yaptığı şey demokratik mekanizmaları kullanarak salimen ülkeyi seçimlere taşımak oldu. Engelledim dediği, sistemin işlemesini sağlamak.
    Askerin 27 Nisan’da web sitesinden yayımladığı metin de yanlıştı ve lüzumsuzdu. Ama lüzumsuz diye bir eylemi yargılayamazsın. Hukuki olarak mümkün değil. Ben 27 Mayıs’ı yaşamış bir insanım. Asker darbe yapacağı zaman muhtıra, bildirge filan yayımlamaz.

    AİHM’den hukukçular bana Silivri’yi soruyor

    Geçen hafta Silivri’ye gidip, Balyoz duruşmasını izlediniz. Neden?
    Gözlerimle görüp, Yassıada’yla mukayese edebilmek için. Bir müddet sonra Silivri’deki hâkimler hâkimliklerini hatırlayacaklar. Bugüne kadar kendilerini oralara getirenlere bir minnet borcu duysalar da yargıç olmanın haysiyetini hatırlayacaklar. Birbirlerini de bu yönde etkileyecekler. Ben bunu 60 senelik hukuk hayatımda gördüm. Yassıada yargıçları bir müddet sonra sokağa çıkamaz hale gelmişti. Itibar kaybettiler. Yassıada’da çalışmış olanlar sonra avukatlık bile yapamadı çünkü barolar reddetti. Akrabaları, arkadaşları reddetti.
    Yassıada benzerliği

    Silivri’de görülen davalarla ilgili öyle bir mahalle baskısı yok ki…

    Gün gelecek, insanlar o iddianameleri okuyacak. O zaman işler değişecek. Yassıada ve Silivri birbirine çok benziyor. Yassıada’da hâkimler ve savcılar tecrit edilmişti, Silivri’de de ediliyor. Şehre 80 km uzaklıkta mahkeme mi olur? Amaç, siz ayrı hâkimler, ayrı savcılar, ayrı sanıklarsınız diyerek korkutmak. Bir kere Silivri Mahkemesi anayasaya aykırı.

    Nesi aykırı?
    143’üncü maddedeki devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılırken, yerine şöyle bir mahkeme kurulabilir denmesi gerekiyordu. Ama denmedi, dolayısıyla yasalara aykırı. Ve Avrupalılar bu durumu yakından izliyor.

    Hangi Avrupalılar?
    Şimdi isim vermeyeyim. Ama AİHM’den Fransız hukukçular gelip bana bu konuyu danıştı. Kendi sefaretleri aracılığıyla beni bulmuşlar. Yarın öbür gün AIHM bizi öyle ağır cezalara çarptıracak ki… Nitekim şu andaki hassasiyetleri o yönde. Anlamaya çalışıyorlar. Bu mahkeme oraya nasıl gitti diyorlar. Hatta Nürnberg Mahkemesi’ne mi benziyor diye sordu biri. Şunu da söyleyeyim; görevli hâkimleri isim isim eğitimlerine kadar biliyor, takip ediyorlar. Müthiş bir metodolojileri var.

    Radikal

     

    Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
     


    BU KATEGORİYE SON EKLENENLER...


    Yorum ekle

    SÖZ SİZDE... YORUM YAPIN... SESİNİZİ DUYURUN!...
    Küfür, hakaret içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır. Yorumlarınızı lütfen 'KÜÇÜK HARF 'lerle yazınız. Editörü zor durumda bırakacak yorumlardan kaçınmanızı özellikle rica ederiz.


    Güvenlik kodu
    Yenile

    Hit: 417

    Foto Galeri

    SON HABERLER

    Esad: El Kaide ile savaşıyoruz - Video

    Suriye’de sınır tanımayan Baas güçleri şehirleri bombalamaya ve çocuklar da... Devamını oku...
    El Kaide'den Suudilere ayaklanma çağrısı

    El Kaide lideri Suudi Arabistan vatandaşlarını iktidardaki El Suud ailesine... Devamını oku...
    Taraf: Zorda olan sensin aslanım

    ABD Gazetesi'nin Uludere haberini "Obama'yı seçim öncesi zora sokma gayreti"... Devamını oku...
    Hilal Kaplan ve 19 Mayıs Gerçeği - Video

    Yeni Şafak yazarı Hilal Kaplan'dan 19 Mayıs kutlamaları ile ilgili gerçekler... Devamını oku...
    ABD'nin "esir kampları" planı

    Kitlesel tutuklamalar üzerine sızdırılan bir belge ABD ordusunun binlerce... Devamını oku...
    Hollande'in "Afganistan politikası" Avrupa'yı korkutuyor

    Fransa'nın yeni cumhurbaşkanı Hollande, Afganistan politikası nedeniyle... Devamını oku...
    Rusya'dan nükleer savaş uyarısı

    Rusya Başbakanı Dimitriy Medvedev, ülkelerin egemenlik haklarına müdahalenin... Devamını oku...
    'Hama affetti Humus affetmeyecek' - Video

    Şeyh Ra'ed El-Curi Humus Bab-ı Amr'dan Dünya'ya seslenerek kendilerini yok etmeyi... Devamını oku...
    NATO Suriye sınırında tatbikata başladı

    NATO, Ürdün'ün Suriye sınırına yakın bir bölgede 10 gün sürecek bir... Devamını oku...
    Sünni'ler Esad'a Desteğe İsyan Etti

    Lübnan'a sıçrayan Suriye kaynaklı çatışmalarda şu ana kadar 8 kişi daha... Devamını oku...
    İsrail'in El Kaide korkusu

    İsrail, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın devrilmesi sonrası El Kaide'nin... Devamını oku...
    Makineleşen Bir Topluma Doğru!

    İnsan hayatını kolaylaştırmak için gerekli ve gereksiz olarak icat edilen... Devamını oku...
    Afganistan'da 2 İngiliz asker öldürüldü

    İngiltere Savunma Bakanlığı, Afganistan'da öldürülen iki NATO askerinin... Devamını oku...
    Amerikan demokrasisi

    Wall Street eylemlerinden birinde çekilmiş bir kare... Amerikan polisi gösterici... Devamını oku...
    ABD, 18 aylık bebekten korktu

    Amerika'da Müslüman bir aile, 18 aylık bebekleri yasaklılar listesinde diye... Devamını oku...
    Fethul İslam'ın Dönüşü

    Lübnan'ın Trablusşam bölgesinde Esad yanlısı gruplarla bölge halkı arasında... Devamını oku...
    Suriye ordusuna ağır darbe: 23 ölü

    Raştan'daki çatışmalarda direnişçilerin 23 askeri öldürdüğü bildirildi. Devamını oku...
    Kafkasya Konferansı'nda Birlik Kararı - Video

    Dün İstanbul'da biraraya gelen Kafkas diasporası Kafkasya'daki Rus işgalini ve... Devamını oku...
    Kabil’de Arap Baharı’nın zuhuru

    Afganistan'da oyunun son aşamasında belirleyici anın geldiği görülüyor.... Devamını oku...
    Afganistan'da saldırı

    Afganistan İslam Emirliğinden yapılan açıklamaya göre kafirlere karşı... Devamını oku...

    Hicri Takvim ve Günün Ayeti

    29 Cemaziye'l-Ahir 1433
    ENFÂL SÛRESİAyet - 70.
    Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlâs, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
    Veda Hutbesi
    Veda Hutbesi
    Bismillahirrahmanirrahim

    EY İNSANLAR!

    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.
    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki
    hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


    MÜ'MİNLER!


    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.
    MÜ'MİNLER!
    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.
    İNSANLAR!
    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!
    Şahid ol yâ Rab!
    Şahid ol yâ Rab!

    Anket

    Ortadoğu'da Halk Ne İstiyor?