20 Mayis 2012 Pazar - 06:17:55
SON DAKİKA
  • Kayıt ol
    *
    *
    *
    *
    *
    (*) Isaretli alanlarin doldurulmasi zorunludur
  • Reklam
    Kabe Baskını
    Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
    ZayıfEn iyi 
    Olaylar
    Cumartesi, 10 Temmuz 2010 16:34

    20 Kasım 1979 günü Suud hükümetinin yayınladığı bir bildiride şu ifadelere yer veriliyordu:

    “İslam dininden çıkan bir zümre 1 Muharrem 1400 günü sabah namazını fırsat bilerek beraberlerindeki silah ve mermilerle birlikte Kabe’ye sızdılar.”

     

    Hemen ardından dışişleri bakanı Suud el-Faysal bu zümreyi aşırı ve deli diye tanımlayarak şöyle diyordu:

    “Aşırılardan ve delilerden bir gurup…”

    “Kabe baskını”nın, Cüheyman el-Uteybi liderliğinde bir gurup samimi ve ihlaslı Müslüman’ın bu kutsal beldeyi Suud rejiminin tahakkümünden kurtarma teşebbüsü olduğu görülecekti.

    Hicri (1400) yılın ilk günü…Günlerden Salı…Sabah ışıkları henüz ortalığı aydınlatmaya başlamadan biraz önce…Kabe çevresindeki caddelerde duran arabalardan yolcular iniyordu. Yaklaşık 1000 kadar silahlı, Şeyh Muhammed b. Sebil’in imamlığında sabah namazının kılındığı Mescid-i Haram’a girdi. Biraz sonra Mescid-i haram ele geçirildiğinde bir gurup silahlının “Allahu Ekber” nidaları mescidi çınlatırken diğer bir gurup da mescidin kapılarını kapatıyor, Kabe’nin güvenliğinden sorumlu birlikleri tutukluyorlardı. Üçüncü bir gurup da Mekke semasına kuşbakışı hakim olan minarelere doğru yönelmişlerdi.

    Kabe’nin dışında ise devrimci guruplar arka tarafı güvenlik altına alabilmek için Mekke içerisinde uzanan Ebu Kubays dağında mevzilendiler. Kabe çevresindeki evlerde de devrimciler bulunuyordu.

    Bu arada Kabe’nin içerisinde bulunan çok sayıda gizli polis tabanca ve sopalardan ibaret hafif silahlarıyla devrimcilere karşı koydular. Devrimcilerin yoğun ateşi önünde kaçmak zorunda kaldılar.

    Genelde devrimcilerin silahları otomatik silahlardan oluşuyordu. Ayrıca ağır makineliler, eski yapı tüfekler, tabanca ve hançerleri de vardı.

    Devrimcilerin istekleri şunlardı:

    1-Batıdan ithal edilen kültür, taklit değerlere son verilerek İslamiyet’in adaletli kültür ve değerlerinin yerleştirilmesi, emperyalist batılı ülkelerle ilişkilerin kesilmesi.

    2-Babadan oğla geçen kraliyet düzeninin yıkılarak İslam devletinin kurulması, Suud ailesinin yargılanması.

    3-Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen, ülkeyi emperyalist ve yabancı firmalara otlak yapanların cezalandırılması.

    4-İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanca tutumu nedeniyle ABD’ye petrol ihracatının durdurulması, ülkenin ihtiyaçlarına uygun olacak şekilde petrol üretiminin azaltılarak milli servetin heder edilmemesi…

    5-Arap yarım adasını ellerine geçiren tüm yabancı askeri uzmanlar ve danışmanların yurt dışı edilmesi, yabancı askeri üslerin kaldırılması…

    Hükümet 21 kasım 1979’da yayınladığı ilk bildiride, devrimcileri “İslamiyet’ten çıkmış bir zümre” diye nitelendiriyor ve “olay, siyasi içerikten uzaktır.” diye açıklama yapıyorlardı.

    Ancak; Washington Post gazetesinde şöyle geçiyordu:

    “Mescid-i Haram’a silahlı saldırı, Suud hükümeti ve iktidara doğrudan bir meydan okuma sayılır. Olayı, güvenliğin hakim olmasıyla sona erecek bir vaka şeklinde değerlendirmek çok büyük bir yanlışlıktır.”

    Kabe baskını Suud yönetimi için çok şiddetli idi. Yetkililerin kalplerine korku yaymış, şimşekler çakmıştı. Kurtulamayacakları bir çıkmaza girmişlerdi. Olayın tamamıyla gün ışığına çıkmasının ardından yönetim yıkılmaya yüz tutan Suud tahtının korunması için seferberlik ilan ederek ülke tarihinde ilk defa bazı önlemler alıyordu.

    1-Polis ve askerler silahtan arındırıldı ve silah depoları kapatıldı.

    2-Bakanlıklar ve Cidde’deki Amerika Birleşik Devletleri büyük elçiliğinin korumaları yoğunlaştırıldı.

    3-Yönetim aleyhinde afişlerin dağıtılması korkusu ile postaya denetleme konuldu.

    4-Bütün yollar muhafız birliklerince kontrol altına alındı.

    5-Mekke, Medine ve Taif’de sokağa çıkma yasağı uygulandı.

    6-Silah kaçakçılığını önlemek için kara ve deniz sınırlarında güvenlik artırıldı.

    7-İki hafta içerisinde ülkedeki çok sayıda yabancı sınır dışı edildi.

    8-Öğrencilerin devrimcilere katılmaması için bazı okullar kapatıldı.

    9-Basın mensuplarının inkılapçılarla temas kurmasını yasaklayan hükümet, etraftaki Amerikan askeri araçlarını görmemeleri ve gizli kapaklı haberleri yaymamaları için basın mensuplarını Mescid-i Haram’a dahi yaklaştırmadı.

    10-Bütün iç ve dış telefon bağlantıları kesildi.

    11-Ordu birlikleri, Milli Muhafız Alayı, İç güvenlik kuvvetleri ve istihbarat teşkilatında tam seferberlik ilan edildi. Piyadeler ve zırhlı kuvvetler, kentlerin girişlerine ve bakanlıklara yığıldılar. Hava alanları kapatıldı.

    Suud makamları Mescid-i Haram çevresindeki bölgelerden halkı boşalttılar. Bölgeye büyük çapta güvenlik kuvvetleri yönelerek, Kabe etrafındaki bölgelerde mevzilendiler. Aynı anda, eylemcilerin yerlerini ve mevzilerini tespit etmek üzere Kabe üzerinde uçuşan birkaç tane helikopterle resimler çekmeye başladılar. Daha sonra Suud rejiminin isteği üzerine gelen Amerikan birlikleri ile daha önce hiç kullanılmamış uçaklar getirildi. Uçaklarda kimyasal silahlar bulunuyordu. Devrimciler bu uçaklardan iki tanesini düşürdüler ancak atılan zehirli gaz bombaları bir çoğunu şehit, bir çoğunu kör ve sağır, bir kısmını da felç etti. Bu nedenle ikinci kata inmek zorunda kaldılar. Ama zehirli gazlar her tarafı sarmıştı. İnkılapçılar o ana kadar üç bin askeri vurmuşlardı. Suud rejimi Amerikan birliklerinden yardım istedi. 3000 Amerikan komandosu Suud komandoları kıyafetine bürünerek Mekke’ye girdi. Aynı anda Ürdünlü komandolarda yardıma ulaşmış ve ordudan getirilen 30.000 askerle büyük bir güç oluşturulmuştu. Bu kuvvet karşısında devrimciler zor durumda kaldılar. Askerler tanklardan açılan ateşlerin ve ağır silahların etkisiyle dış duvarlarda açtığı aralıklardan ilerlemeye başladılar. Mescid-i Haram meydanlığına zehirli gaz sıktılar bunun üzerine devrimciler bodrumlara inmek zorunda kaldılar. Zehirli sular ve yanan lastiklerden çıkan zehirli dumanların bulundukları odalara kadar sızmasına rağmen teslim olmayınca bu kuvvetler oksijenli ve yakıcı gazlara başvurdular. Ve bunun sonunda 400’den fazla devrimci yandı.

    Kabe’deki bu savaş 22 gün devam etti. Suud rejimi çok sayıda kayıplar verdi.

    Devrimcilerin tutuklanmasından sonra iğrenç işkenceler başlamıştı. Vücutlarında yaralar açılıyor, elleri, ayakları ve parmakları kesiliyordu Yemek verilmiyordu. İşkence, eziyet, kan, susuzluk, açlık ve yanık izleri bariz bir şekilde yüzlerinde görülüyordu.

    Yapılan gizli ve hızlı yargılamadan sonra 180 devrimci hiçbir ilan yapılmadan gizlice idam edildiler. Bunu 63 kişilik bir şehit kafilesi izledi. Bütün bu idamlar 8 vilayette yapıldı.

    Bu olay, Müslümanlar karşısında küfrün nasıl tek millet haline geldiğini ve ne kadar acımasız olabileceğini bir kez daha gösterdi.

     


     

    Hits smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
     


    BU KATEGORİYE SON EKLENENLER...


    Yorumlar  

     
    0 #2 salamon 24-10-2011 15:38
    bir coxuda gozlemekdedi
    Alıntı
     
     
    0 #1 akıncı zülfikar 18-02-2011 00:44
    değerli ahilerim, "Filistinden Yahudiyi Hicazdan Suudiyi" başlıklı bir çalışmamı ve "Sulubi Kemal Atam ve Sabatayist Kemal Ataturk" başlıklı bir çalışmamı ve benzer içerikteki tarih sohbetlerimi yollayacağım ilerde inşallah, bu konuya da değindik bazı yerlerde, bu konuda "kabe kıyamı" adlı bir iki de kitab vardır bildiğim kadarıyla bunlardan biri eylemci ahilerin ahileri tarafından hazırlanmıştır eskidir baskısı yok sanırım, ve bazı canlı şahitlerin bilgileri.. v inşallah bu konuda daha da fazla bilgi vereceğiz Allah razı olsun.


    akıncı zülfikar
    Alıntı
     

    Yorum ekle

    SÖZ SİZDE... YORUM YAPIN... SESİNİZİ DUYURUN!...
    Küfür, hakaret içeren yorumlar değerlendirmeye alınmamaktadır. Yorumlarınızı lütfen 'KÜÇÜK HARF 'lerle yazınız. Editörü zor durumda bırakacak yorumlardan kaçınmanızı özellikle rica ederiz.


    Güvenlik kodu
    Yenile

    Hit: 2024

    Foto Galeri

    SON HABERLER

    Esad: El Kaide ile savaşıyoruz - Video

    Suriye’de sınır tanımayan Baas güçleri şehirleri bombalamaya ve çocuklar da... Devamını oku...
    El Kaide'den Suudilere ayaklanma çağrısı

    El Kaide lideri Suudi Arabistan vatandaşlarını iktidardaki El Suud ailesine... Devamını oku...
    Taraf: Zorda olan sensin aslanım

    ABD Gazetesi'nin Uludere haberini "Obama'yı seçim öncesi zora sokma gayreti"... Devamını oku...
    Hilal Kaplan ve 19 Mayıs Gerçeği - Video

    Yeni Şafak yazarı Hilal Kaplan'dan 19 Mayıs kutlamaları ile ilgili gerçekler... Devamını oku...
    ABD'nin "esir kampları" planı

    Kitlesel tutuklamalar üzerine sızdırılan bir belge ABD ordusunun binlerce... Devamını oku...
    Hollande'in "Afganistan politikası" Avrupa'yı korkutuyor

    Fransa'nın yeni cumhurbaşkanı Hollande, Afganistan politikası nedeniyle... Devamını oku...
    Rusya'dan nükleer savaş uyarısı

    Rusya Başbakanı Dimitriy Medvedev, ülkelerin egemenlik haklarına müdahalenin... Devamını oku...
    'Hama affetti Humus affetmeyecek' - Video

    Şeyh Ra'ed El-Curi Humus Bab-ı Amr'dan Dünya'ya seslenerek kendilerini yok etmeyi... Devamını oku...
    NATO Suriye sınırında tatbikata başladı

    NATO, Ürdün'ün Suriye sınırına yakın bir bölgede 10 gün sürecek bir... Devamını oku...
    Sünni'ler Esad'a Desteğe İsyan Etti

    Lübnan'a sıçrayan Suriye kaynaklı çatışmalarda şu ana kadar 8 kişi daha... Devamını oku...
    İsrail'in El Kaide korkusu

    İsrail, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın devrilmesi sonrası El Kaide'nin... Devamını oku...
    Makineleşen Bir Topluma Doğru!

    İnsan hayatını kolaylaştırmak için gerekli ve gereksiz olarak icat edilen... Devamını oku...
    Afganistan'da 2 İngiliz asker öldürüldü

    İngiltere Savunma Bakanlığı, Afganistan'da öldürülen iki NATO askerinin... Devamını oku...
    Amerikan demokrasisi

    Wall Street eylemlerinden birinde çekilmiş bir kare... Amerikan polisi gösterici... Devamını oku...
    ABD, 18 aylık bebekten korktu

    Amerika'da Müslüman bir aile, 18 aylık bebekleri yasaklılar listesinde diye... Devamını oku...
    Fethul İslam'ın Dönüşü

    Lübnan'ın Trablusşam bölgesinde Esad yanlısı gruplarla bölge halkı arasında... Devamını oku...
    Suriye ordusuna ağır darbe: 23 ölü

    Raştan'daki çatışmalarda direnişçilerin 23 askeri öldürdüğü bildirildi. Devamını oku...
    Kafkasya Konferansı'nda Birlik Kararı - Video

    Dün İstanbul'da biraraya gelen Kafkas diasporası Kafkasya'daki Rus işgalini ve... Devamını oku...
    Kabil’de Arap Baharı’nın zuhuru

    Afganistan'da oyunun son aşamasında belirleyici anın geldiği görülüyor.... Devamını oku...
    Afganistan'da saldırı

    Afganistan İslam Emirliğinden yapılan açıklamaya göre kafirlere karşı... Devamını oku...

    Hicri Takvim ve Günün Ayeti

    29 Cemaziye'l-Ahir 1433
    ENFÂL SÛRESİAyet - 30.
    Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
    Veda Hutbesi
    Veda Hutbesi
    Bismillahirrahmanirrahim

    EY İNSANLAR!

    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.
    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki
    hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


    MÜ'MİNLER!


    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.
    MÜ'MİNLER!
    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.
    İNSANLAR!
    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!
    Şahid ol yâ Rab!
    Şahid ol yâ Rab!

    Anket

    Ortadoğu'da Halk Ne İstiyor?